Japon Sanatının Hikayesi

Japon Sanatının Hikayesi

Antik dönem Japonyasında, sanat, sanat eseri üretme bilinci vardı ve bu bilinçle sanat eseri ürettiler demek zordur. Fakat inançlarını ifade etmek için ürettikleri formlar bize sanat ile dinin ne kadar içiçe olduğunu göstermiştir. Shintoizm’den sonra dinden öte felsefi bir doktrin bir yaşam felsefesi olarak Budizm, Japon insanının hayatına M.S.5yy’da girmişti.

Japonya Budizm ve Sanat dedik. Budizm’in Japonya’ya gelmesi 1500yıl öncesine dayanır. Hikaye M.S. 5~6yy’da ilk kadın Budist rahibesi olan Zenshinni’nin 15yasındayken Kudara’ya (günümüz Kore Yarımadası) gönderilip Nepal, Hindistan, Çin ve oradan Kudara’ya kadar ulaşan Budizmi öğrenip, tekrar Japonya’ya dönmesiyle başlamıştır. Heykel ve resim başta olmak üzere, mimariyi de etkileyen Budizm ve Budist sanata bir bakalım.

Zenshinni, Japonların çok eski köklü inançları olan Shintoizmden sonra özellikle kadınların da aktif olarak içinde bulunacağı yepyeni bir din olan Budizm ile ülkeye dönmüştü. Japonların şuan ki ahlaki değerlerinin temelini oluşturan bu din, ülkeye gelmesiyle önce aristokrat ailelerde sonrasında halka kadar hızla yayılmaya başlamıştı. Önceleri yazılı bir kaynağı bulunmayan Japonya Budizmi sözlü gelenek ile Budist öğretiyi yayma yoluna gidilmişti. Fakat bu zor iletim biçimi gereken faydayı sağlamadığından tıpkı Hristiyan sanatında olduğu gibi resim ve heykel öğretim aracı olmuştu. Tabi bu öğreti amacından sapıp tapınma aracı haline gelene kadar resim ve heykel yoluyla Budist öğreti yaygınlaştırılacaktı. Budist öğreti ve Budist sanatı başlangıcı öncelikle Buda’nın biyografisini anlatan resimler, onun öğretileri ile başlamıştı. Bu resimler tapınak duvarlarına, kitaplara ve daha sonraları geliştirdikleri rulo şeklindeki pirinçten yapılmış, washi denen Japon kağıtlarına çizilen emaki’ler ile gelişmişti. Heykellerde ise durum biraz farklıydı. Bu heykeller sadece heykel olmayıp içlerinde Buda’ya ait olduğu düşünülen küçük kemik parçaları yani ”Bussharı”(bir başka yazıda buna değineceğim) veya Buda’ya ait olduğu düşünülen bazı eşyalar bulunuyordu. Günümüzde yeni teknolojilerle ve arkeolojik çalışmalarla heykellerin içlerinde bulunan tüm eşyalar tek tek gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Heykeller özellikle Budizm’de cennet olduğu düşünülen “Püreland”ta Buda ile buluşma inancı ile yapılan şimdinin sanat eseri heykellerdi. Büyük çoğunluğu aristokrat ailelerce tapınaklara bağışlanan bu eserler hala tapınaklarda titizlikle korunmaktadır. Heykellerin genelde sırt kısmında veya içine saklanmış mektuplarda kim tarafından bağışlandığı ve ne için yaptırıldığı yazmaktaydı. Japonlar yine bu mektubu yazmak için kullandıkları kağıtları pirinçten yapmaktaydılar. Bu kağıtlar yani “washi” sonraları ukiyo-e başta olmak üzere çeşitli baskı ve resim sanatında kullanıldı.

Şimdilerde sanat ve din aralarındaki birliği yitirmiş olsa da Japonlarında sanatına yön veren yine inanç ve dini inançlarıydı.

No Comments

Post A Comment